ZEHÂVÎ, Emced

أمجد الزهاوي
ZEHÂVÎ, Emced
Müellif: OSMAN SAÎD el-ÂNÎ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2013
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 04.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/zehavi-emced
OSMAN SAÎD el-ÂNÎ, "ZEHÂVÎ, Emced", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/zehavi-emced (04.07.2020).
Kopyalama metni

Bağdat’ta dünyaya geldi. Kürt asıllı olup Kuzey Irak’ta Süleymaniye bölgesinde valilik ve kadılık yapan, fetva ve ilimle meşhur Babanoğulları ailesine mensuptur. Ailenin kökeninin Hâlid b. Velîd’e dayandığı zikredilir. Bir dönem, aşiretler arasındaki problemlerden dolayı İran Kirmanşah’ta bulunan Zehav (Zahav) bölgesinde ikamet eden aile mensupları bu sebeple adı geçen bölgeye nisbet edilmiştir. Babası Muhammed Saîd ve dedesi Muhammed Feyzî Bağdat müftülüğü yapmıştır. Iraklı meşhur şair ve edebiyatçı Cemîl Sıdkī ez-Zehâvî, Emced ez-Zehâvî’nin amcasıdır.

İlk eğitimini babası ve dedesinden alan Zehâvî’deki ilmî merakı ve kabiliyeti sezen dedesi onunla özel olarak ilgilendi ve Zehâvî onun terbiyesi altında yetişti. Bir taraftan Bağdat’ta Osmanlılar’ın o dönemdeki modern eğitim kurumları olan ibtidâiye, rüşdiye ve idâdiyeye devam ederken bir taraftan da Gulâm Resûl el-Hindî, İbnü’l-Hayyât el-Karadâğî, Sâmerrâ müftüsü Abbas Hilmî el-Kassâb, Mahmûd Şükrî el-Âlûsî gibi devrin âlimlerinden klasik icâzet usulünde dersler aldı. Daha sonra, aralarında ileride Irak yönetiminde söz sahibi olacak Nûri Said Paşa’nın da bulunduğu elli kişilik bir grup öğrenciyle birlikte öğrenimini tamamlamak üzere İstanbul’a gitti. İstanbul’da Mekteb-i Nüvvâb’da fıkıh tahsili gördü ve akranları arasında yükselerek 1906’da okulu birincilikle bitirdi. Başarılarını duyan II. Abdülhamid kendisinin şeref madalyasıyla ödüllendirilip İstanbul mahkemelerinde görev yapmasını istedi, ancak Zehâvî Bağdat’a dönmeyi tercih etti. İstanbul’da bulunduğu dönemde Beyazıt ve Ayasofya camilerinde üç yıl boyunca dersler verdi; Said Nursi, Mehmed Âkif (Ersoy), Elmalılı M. Hamdi, Babanzâde Ahmed Naim ve Ali Himmet (Berki) gibi devrin önemli simalarıyla tanışma fırsatı buldu.

Bağdat’a döndükten sonra 1908 yılı sonlarında Ahsâ’ya müftü tayin edildi, 1909’da Bağdat İstînaf Mahkemesi üyeliğine getirildi, 1918’de Musul Bidâyet Mahkemesi’nde görevlendirildi ve I. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar bu görevde kaldı. 1 Nisan 1919 tarihinde Ba‘kūbâ Bidâyet Mahkemesi’nde göreve başladı, ancak mahkeme başkanlığına işgal kuvvetleri tarafından bir İngiliz’in getirilmesi üzerine 15 Kasım 1919’da bu görevinden istifa ederek Bağdat’a döndü. 1920-1925 yılları arasında Evkaf Bakanlığı hukuk müsteşarlığına seçildi. 1933’te üstlendiği Şer‘iyye Mahkemeleri Temyiz Kurulu başkanlığı görevini emekliye ayrıldığı 1946 yılına kadar sürdürdü. Resmî görevlerinin yanı sıra Nâile Hatun Camii, Süleymaniye Medresesi, İmâm-ı Âzam Camii gibi ilim merkezlerinde dersler verdi. Bağdat ve Âl-i Beyt üniversiteleri Hukuk ve İslâm Hukuku fakültelerinde öğretim üyeliği yaptı ve özellikle Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye ile muhakeme usulü dersleri verdi. Öğrencileri arasında Abdülkādir el-Hatîb, Fuâd el-Âlûsî, Muhammed Mahmûd es-Savvâf, Abdülkerîm Zeydân ve Abdülvehhâb es-Sâmerrâî gibi meşhur âlimler bulunmaktadır. Zehâvî uzunca süren bir hastalık döneminin ardından 17 Kasım 1967 tarihinde vefat etti ve İmâm-ı Âzam Kabristanı’na defnedildi. Günümüzde Bağdat’ın Kerrâde semtinde adına yapılmış bir cami mevcuttur.

Özellikle fıkıh alanındaki birikimiyle temayüz eden Zehâvî fetvada ve ilimde döneminin otoritesi olarak görüldüğünden “Irak imamı” diye anılmış, Hanefî fıkhına olan derin vukufundan dolayı kendisine Küçük Ebû Hanîfe lakabı verilmiş, hakkında, “Eğer Hanefî mezhebinin kitapları yok olsa Zehâvî bu mezhebin görüşlerini eksiksiz olarak ezberinden kaleme alırdı” denilmiştir. Yaşadığı çalkantılı dönemdeki siyasî gelişmeler karşısında sessiz kalmayan Zehâvî, II. Abdülhamid’in 1909’da tahttan indirilmesine tepki göstermiş, I. Dünya Savaşı’ndan sonra Irak’ı işgal eden İngilizler’e karşı mücadeleyi bütün gücüyle desteklemiş, 1920’de işgal kuvvetlerine karşı gelişen halk ayaklanması sırasında İngiliz subayı Albay Gerald Leachman’ı öldüren Zevba‘ aşireti lideri Dârî el-Mahmûd’un savunmasını üstlenmiştir. Irak halkına dinî ve ahlâkî konularda yol göstermek amacıyla Cem‘iyyetü’l-hidâyeti’l-İslâmiyye, Cem‘iyyetü’l-âdâbi’l-İslâmiyye (1947), Cem‘iyyetü’t-terbiyeti’l-İslâmiyye (1949), Râbıtatü ulemâi’l-Irâk (1953) gibi dernekler ve Medârisü’t-terbiyeti’l-İslâmiyye adında özel okullar kurup başkanlıklarını üstlenmiştir. Hayatını eğitim öğretim, hayır faaliyetleri ve müslümanların problemlerine çözüm bulmaya adamıştı. Öğrencisi Muhammed Mahmûd es-Savvâf’la birlikte kurduğu Cem‘iyyetü’l-uhuvveti’l-İslâmiyye (1951) sonraları Irak Müslüman Kardeşler Teşkilâtı’na dönüşerek günümüze kadar Irak’ın dinî ve siyasî hayatında önemli yere sahip olan bir hareket durumuna gelmiştir.

Zehâvî’nin, Cem‘iyyetü’l-ahavâti’l-müslimât adıyla bir derneğin ve Medârisü’l-uhti’l-müslime adıyla anaokulundan liseye kadar kız öğrencilere eğitim veren okulların açılmasına ön ayak olması kız çocuklarının eğitimine özel önem verdiğini göstermektedir. Bu kurumların başkanlığını kızı Nihâl ez-Zehâvî üstlenmiştir. Öte yandan İslâm âleminin sorunlarıyla da yakından ilgilenmiş, Filistin’i Kurtarma Cemiyeti ve Cezayir’i Kurtarma Cemiyeti derneklerini kurmuş, 1953’te Pakistan Karaçi’de düzenlenen İslâm Ülkeleri Konferansı’na, Filistin sorunuyla ilgili 1954 yılında Kudüs’te toplanan aynı adlı konferansa başkanlık etmiş, Râbıtatü’l-âlemi’l-İslâmî’nin de kurucuları arasında yer almıştır. Irak’ta krallık ve sonrasındaki cumhuriyet dönemlerinde idareyi ele alan yöneticileri söz ve yazılarıyla uyarmayı ihmal etmemiş, Abdülkerîm Kāsım döneminde 1959’da Medine’ye hicret etmek zorunda kalmış, bir buçuk yıl burada kaldıktan sonra Pakistan’a geçmiş ve dokuz ay sonra Irak’a geri dönmüştür. Zühd hayatı yaşayan Zehâvî ibadete olan düşkünlüğü, hakkı söylemekten çekinmemesi, hayır severliği ve güzel ahlâkıyla örnek gösterilmiştir. Zehâvî’nin verdiği fetvalar öğrencisi Hasan el-Ânî tarafından toplanmış ve el-Fetâva’z-Zehâviyye adıyla iki cilt halinde neşredilmiştir (Bağdat, ts. [Matbaatü’l-Ânî]). el-Vaṣâyâ ve’l-ferâʾiż adlı bir eseri de basılmıştır (Bağdat 1925). Mecelletü Külliyyeti’l-ḳānûn (Bağdat Üniversitesi), Mecelletü’t-terbiyeti’l-İslâmiyye, Mecelletü’l-uḫuvveti’l-İslâmiyye gibi dergilerle günlük gazetelerde makale ve fetvaları yayımlanmıştır. Ayrıca Râbıtatü ulemâi’l-Irâk özel koleksiyonunda müslüman liderlere yazdığı mektuplar ve değişik meselelerle ilgili fetvaları bulunmaktadır.


BİBLİYOGRAFYA

Emced ez-Zehâvî, el-Fetâva’z-Zehâviyye (nşr. Hasan el-Ânî), Bağdad, ts. (Matbaatü’l-Ânî), s. 15-30.

Bâkır Emîn el-Verd, Aʿlâmü’l-ʿIrâḳı’l-ḥadîs̱ (1869-1969), Bağdad 1398/1978, s. 142.

Yûnus İbrâhim es-Sâmerrâî, Târîḫu ʿulemâʾi Baġdâd, Bağdad 1402/1982, s. 102-106.

Ali et-Tantâvî, Ẕikreyât, Cidde 1989, II-VI, VIII, tür.yer.

Hamîd el-Matbaî, Mevsûʿatü aʿlâmi’l-ʿIrâḳ fi’l-ḳarni’l-ʿişrîn, Bağdad 1995, I, 21.

Kâzım Ahmed el-Meşâyihî, eş-Şeyḫ Emced b. Muḥammed Saʿîd ez-Zehâvî, Beyrut 1424/2003.

Mücvel M. Mahmûd el-Akîdî, eş-Şeyḫ Emced ez-Zehâvî dirâse târîḫiyye (doktora tezi, 2004), Câmiatü Mevsıl Külliyetü’t-terbiye kısmü’t-târîh.

Velîd el-A‘zâmî, el-Aʿmâlü’n-nes̱riyyetü’l-kâmile (nşr. Abdullah et-Tantâvî), Dımaşk 2007, s. 2582.

Ali Ulvi Kurucu, Hatıralar (haz. M. Ertuğrul Düzdağ), İstanbul 2009, III, 363-367.

Abdülkerîm Zeydân, “Baḳıyyetü’s-selef ve zînetü’l-ḫalef üstâẕünâ eş-Şeyḫ Emced ez-Zehâvî”, Mecelletü’t-terbiyeti’l-İslâmiyye, sy. 2 (1967), s. 15-17.

Gülcemal Soylu, “Irak’ın Büyük Alimi Emced ez-Zehâvî”, http://www.cevaplar.org/index.php?content_view=4664&ctgr_id=121i (20.11.2012).

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2013 yılında İstanbul'da basılan 44. cildinde, 179-180 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER