ÂLÛSÎ, Mahmûd Şükrî

محمود شكري الآلوسي
ÂLÛSÎ, Mahmûd Şükrî
Müellif: YUSUF ŞEVKİ YAVUZ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1989
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 04.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/alusi-mahmud-sukri
YUSUF ŞEVKİ YAVUZ, "ÂLÛSÎ, Mahmûd Şükrî", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/alusi-mahmud-sukri (04.07.2020).
Kopyalama metni
Meşhur müfessir Şehâbeddin Mahmûd el-Âlûsî’nin torunudur. 19 Ramazan 1273’te (13 Mayıs 1857) Bağdat’ın Âkuliyye mahallesinde doğdu. Aynı zamanda ilk hocası olan, kendisine ilim ve edebiyat zevkini aşılayan babası Abdullah’ı 1874’te genç yaşta kaybettiği için amcası Nu‘mân b. Mahmûd’un himayesinde yetişti. Hocaları arasında, eğitim ve öğretimiyle yakından ilgilenen amcasından başka İsmâil b. Mevsılî, Bahâülhak el-Hindî, Muhammed Emîn el-Horasânî, Şeyh Abdüsselâm eş-Şevvâf gibi çoğu dedesi Şehâbeddin Mahmûd el-Âlûsî’den ders okumuş olan Bağdat âlimleri sayılabilir. Mahmûd Şükrî tahsili sırasında Türkçe ve Farsça’yı da öğrendi. Genç yaşta ders okutmaya ve kitap yazmaya başladı; kısa zamanda Irak’ın en meşhur ilim adamları arasında yer aldı. İbn Teymiyye ve İbn Kayyim el-Cevziyye’nin eserlerinden etkilenerek Selefiyye akîdesini benimsedi ve bu akımın Irak’ta yayılmasında rol oynadı.

Öğretim hayatına önce evinde başladı; sonra sırasıyla Âdile Hatun, Dâvud Paşa, Haydarhane, Seyyid Sultan Ali ve Mercan medreselerinde ömrünün sonuna kadar aralıksız ders vermeye devam etti. Yetiştirdiği ilim adamları arasında Muhammed Behcet el-Eserî, Irak’ın ünlü şairi Abdülganî er-Resâfî, Tâhâ er-Râvî ve Abdüllatif Sünyan özellikle kayda değer isimlerdir. Müsteşrik Louis Massignon da onun ilminden faydalanma imkânı bulmuştur. Medresedeki dersleri sırasında mutasavvıfeye karşı Selefiyye’yi savunduğu için muhalifleri tarafından Bağdat Valisi Abdülvehhâb Paşa vasıtasıyla Sultan II. Abdülhamid’e şikâyet edildi. 1901’de padişahın emriyle, bazı öğrencileri ve yakın dostlarıyla birlikte Anadolu’ya sürgüne gönderildi. Yolculuğu sırasında uğradığı Musul’un ileri gelenlerinin padişaha işin iç yüzünü yazmaları üzerine sürgün cezası kaldırıldı ve maiyetiyle birlikte Bağdat’a dönmesine izin verildi. Musul’da iki ay kaldıktan sonra törenle Bağdat’a uğurlandı; burada da büyük bir sevgi ve coşkuyla karşılandı.

I. Dünya Savaşı sırasında İngilizler’in Irak’ın Fav adasını ve Basra’yı işgal etmeleri üzerine Osmanlı idaresi Mahmûd Şükrî’yi, Abdülazîz b. Suûd’u İngilizler’e karşı Osmanlılar’ın yanında yer almaya ikna etmesi için Riyad’a gönderdi. Amcasının oğlu Ali Alâeddin, Nu‘mân el-A‘zamî ve Hacı Bekir Efendi’den oluşan bir heyetle bu bölgeye giderek Abdülazîz ile görüşmeler yaptıysa da onu ikna edemeden Bağdat’a döndü. Bu arada bazı muhalifleri, o sırada Şam’daki Dördüncü Ordu’nun kumandanı olan Cemal Paşa’ya, Mahmûd Şükrî’nin Abdülazîz’e, Osmanlılar’a ve İngilizler’e karşı tarafsızlık politikasını benimsettiğini söyledilerse de onun devlete bağlılığını ve samimiyetini çok iyi bilen paşa bu iddialara önem vermedi.

Âlûsî’nin son yılları Irak’ın İngiliz hâkimiyetine girdiği döneme rastlar. Onun Irak halkı, ilim ve siyaset adamları nezdindeki itibarından faydalanmak isteyen İngilizler kendisine önce müftülük vermek istediler, bunu kabul etmeyince kādılkudât*lık teşkilâtı kurmasını teklif ettiler. Âlûsî bu teklifi de reddetti. O sırada Bağdat’ta kurulan Arap hükümetinde Meclisü’l-maârif üyeliği de yapan Mahmûd Şükrî el-Âlûsî 4 Şevval 1342’de (9 Mayıs 1924) vefat etti.

Edebiyat alanındaki dirayeti yanında aklî ve naklî ilimlerdeki yetişmişliği ile Irak’ın en güçlü ilmî şahsiyetlerinden biri olan Mahmûd Şükrî hür düşünceli, Selefiyye’ye bağlı ıslahatçı bir âlim olup İbn Teymiyye’nin ateşli savunucuları arasında yer almıştır. O, Muhammed Abduh’un Mısır’da yaymaya çalıştığı Selefiyye hareketinin bir benzerini Irak’ta gerçekleştirmeyi başarmıştır. Fikirlerini ictihadın lüzumu, taklitle savaş, bid‘at ve hurafeleri terketme gibi esaslara dayandırmıştır. İslâm dünyasında dinî düşüncenin yeniden canlandırılmasında önemli bir yeri bulunan Mahmûd Şükrî’nin görüşlerini, özellikle edebî cephesini, talebesi Muhammed Behcet el-Eserî Mahmûd Şükrî ve ârâʾühü’l-luġaviyye (Kahire 1958) adlı eserinde incelemiştir.

Eserleri. Hayatını eser yazmak ve ders okutmakla geçiren Mahmûd Şükrî’nin velûd bir müellif olmasında dedesi, babası ve amcasından intikal eden zengin kütüphanenin büyük rolü olmuştur. Geride elli yedi eser ile Sebîlürreşâd, el-Muḳtebes, el-Meşriḳ ve Mecelletü’l-Mecmaʿi’l-ʿilmiyyi’l-ʿArabî dergilerinde yayımlanan birçok makale bırakmıştır. Tarih, edebiyat, biyografi, Kur’an ilimleri, fıkıh, akaid ve Selefiyye hareketine davetle ilgili olan eserlerinin başlıcaları şunlardır: 1. Bulûġu’l-ereb fî maʿrifeti aḥvâli’l-ʿArab. Stockholm’deki Doğu Dilleri Konseyi’nin teklifi üzerine kaleme alınan ve Câhiliye dönemi Arap tarihi ile ilgili olan eser, İsveç Kralı II. Oscar tarafından ödüllendirilmiştir. Üç cilt halinde yayımlanan (Bağdat 1314) eserin Müntehe’t-taleb adıyla Türkçe’ye de çevrildiği kaydedilmektedir (bk. Aḫbârü’t-türas̱i’l-İslâmî, V, 31). 2. Târîḫu Necd. Arap tarihine dair olan bu eser 1343’te Kahire’de yayımlanmıştır. 3. Aḫbâru Baġdâd ve mâ câverehâ mine’l-ḳurâ ve’l-bilâd. Bağdat tarihine dair olan bu eser dört cilt halinde basılmıştır (Bağdat, ts.). 4. Târîḫu mesâcidi Baġdâd. Müellifin yaşadığı dönemde Bağdat’ta bulunan camileri, mektepleri ve diğer bazı mimari değeri olan eserleri inceleyen kitap, Müheẕẕebü Târîḫi mesâcidi Baġdâd ve âs̱âruhâ adıyla Muhammed Behcet el-Eserî tarafından tahkik edilerek yayımlanmıştır (Bağdat 1336/1927). 5. el-Miskü’l-eẕfer fî terâcimi ʿulemâʾi’l-ḳarni’s̱-s̱ânî ve’s̱-s̱âlis̱ ʿaşer. Hicrî XII ve XIII. asır ulemâsının hal tercümelerini ihtiva eden kitap Abdullah el-Cübûrî’nin tahkiki ile Bağdat’ta neşredilmiştir (1348). 6. İtḥâfü’l-emcâd fîmâ yeṣiḥḥu bihi’l-istişhâd. Arap edebiyatına dair olan eser Adnan Abdurrahman ed-Dûrî tarafından tahkik edilerek Bağdat’ta yayımlanmıştır (1982). 7. el-Esrârü’l-ilâhiyye şerḥu’l-Ḳaṣîdeti’r-Rifâʿiyye. Dedesi Şehâbeddin Mahmûd el-Âlûsî’nin el-Ḳaṣîdetü’r-Rifâʿiyye’sinin şerhi olan bu eser de yayımlanmıştır (Kahire 1305). 8. eḍ-Ḍarâʾir ve mâ yesûġu li’ş-şâʿir. Edebiyata dair olan bu kitap Kahire’de basılmıştır (1925). 9. Mâ delle ʿaleyhi’l-Ḳurʾân mimmâ yaʿḍudü’l-heyʾete’l-cedîde. Yeni ilmî görüşlerin Kur’an’ı teyit ettiğini anlatan kitap Şam’da yayımlanmıştır (1380/1960). 10. Faṣlü’l-ḫitâb fî şerḥi “Mesâʾili’l-câhiliyye” li-Muḥammed b. ʿAbdilvehhâb. Muhammed b. Abdülvehhâb’ın Câhiliye inançlarına ait risâlesinin şerhi olup Mesâʾilü’l-câhiliyye adıyla neşredilmiştir (Kahire 1347). 11. Ġāyetü’l-emânî fi’r-red ʿale’n-Nebhânî. Nebhânî’nin Şevâhidü’l-ḥaḳ adlı kitabında Allah’tan başkasına sığınarak yardım dilemenin câiz olduğuna dair ileri sürülen görüşlerin yanlışlığını, rivayetlerin uydurma olduğunu, delillerin tahrif edildiğini ortaya koymaya çalıştığı bu eserinde İbn Teymiyye’nin fikirlerini savunmuştur. Eser iki cilt halinde basılmıştır (Kahire 1327). 12. el-Minḥatü’l-ilâhiyye telḫîṣu Tercemeti’t-Tuḥfeti’l-İs̱nâ ʿaşeriyye. Abdülazîz ed-Dihlevî’nin aslı Farsça olan Tuḥfe-i İs̱nâ ʿaşeriyye’sini Gulâm Muhammed Muhyiddin b. Ömer Arapça’ya çevirmiş, Âlûsî de Arapça tercümeyi ihtisar ederek bu eserini meydana getirmiştir. Eser Muhibbüddin el-Hatîb’in tahkikiyle neşredilmiştir (Kahire 1373). 13. Saʿâdetü’d-dâreyn fî şerḥi ḥadîs̱i’s̱-s̱aḳaleyn. Abdülazîz ed-Dihlevî’nin Şîa’yı red için Farsça olarak kaleme aldığı eseri Mahmûd Şükrî Arapça’ya çevirip notlar ve şerhler eklemiştir. 14. Fetḥu’l-mennân. Akaide dair olup 1309’da Bombay’da basılmıştır. 15. Tecrîdü’s-sinân fi’ẕ-ẕebbi ʿan Ebî Ḥanîfeti’n-Nuʿmân. İmâm-ı Âzam’a yöneltilen tenkitleri cevaplandırdığı bu eser henüz basılmamıştır. Mahmûd Şükrî ayrıca İbn Kuteybe’nin Teʾvîlü muḫtelifi’l-ḥadîs̱ (Kahire 1323) ve İbn Teymiyye’ye ait Tefsîru sûreti’l-İḫlâṣ (Kahire 1323) gibi bazı eserleri de tahkik ederek yayımlamıştır.

BİBLİYOGRAFYA
Muhibbüddin el-Hatîb, Muḫtaṣarü’t-Tuḥfeti’l-İs̱nâʿaşeriyye [Âlûsî], Kahire 1373, Mukaddime; Adnan Abdurrahman ed-Dûrî, İtḥâfü’l-emcâd fîmâ yeṣiḥḥu bihi’l-istişhâd [Âlûsî], Bağdad 1982, Mukaddime, s. 11-14; Ahmed Teymur Paşa, Aʿlâmü’l-fikri’l-İslâmî fi’l-ʿaṣri’l-ḥadîs̱, [baskı yeri yok] 1316; Serkîs, Muʿcem, I, 7; Muhammed Behcet el-Eserî, Aʿlâmü’l-ʿIrâḳ, Bağdad 1340; Brockelmann, GAL Suppl., II, 788; Îżâḥu’l-meknûn, I, 194; Ziriklî, el-Aʿlâm, VIII, 49; Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, XII, 169; Yûnus İbrâhim es-Sâmerrâî, Târîḫu ʿulemâʾi Baġdâd, Bağdad 1402/1982, s. 623-624; İmâd Abdüsselâm Raûf, et-Târîḫ ve’l-müʾerriḫûne’l-ʿIrâḳıyyûn, Bağdad 1983, s. 289-293; “Ḫizânetü’s-Seyyid Maḥmûd Şükrî el-Âlûsî”, Aḫbârü’t-türâs̱i’l-İslâmî, V, Küveyt 1985, s. 31-37; Abbas Azzavî, “Âlusî”, İTA, I, 337; M. Şerefeddin Yaltkaya, “Âlûsî”, İA, I, 391; H. Pérès, “Maḥmud S̲h̲ukrī”, EI2 (Fr.), I, 437; a.mlf., “Maḥmûd Şükrî”, UDMİ, I, 225-226.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1989 yılında İstanbul'da basılan 2. cildinde, 548-549 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER