BÂ ALEVÎ - TDV İslâm Ansiklopedisi

BÂ ALEVÎ

با علوي
Müellif:
BÂ ALEVÎ
Müellif: SÂMÎ es-SAKKÂR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 1991
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 29.11.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ba-alevi
SÂMÎ es-SAKKÂR, "BÂ ALEVÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ba-alevi (29.11.2020).
Kopyalama metni

Bâ Alevî (Benî Alevî) ailesi ve kolları, ailenin kurucusu olan şahsın isminin başına “Bâ”, “Bel”, “Bil”, “Âl-i Bâ”, “İbn Âl”, “Evlâdu Bâ” gibi ön ekler ve kelimeler getirilerek anılmakta, bunlar künye ve nisbe yerine geçmektedir. Bâ Alevî başlangıçta bir aileyi ifade ederken zamanla ailenin çeşitli kollara ayrılması ve bu kollardan her birinin Bâ Fakīh, Bel Fakīh, Cûfrî, Habşî, Haddâd, Ayderûs, Sekkāf, Âlü’s-Sekkāf ve Şillî gibi özel unvanlarla anılmaları sonucunda Bâ Alevî isminin kapsamı bir aşireti, hatta kabileyi ifade edecek derecede genişlemiştir. Bundan dolayı Bâ Alevî şahıs, aile, aşiret ve kabile ismi olarak kullanılır. IV. (X.) yüzyıldan başlayarak günümüze gelinceye kadar Yemen’in dinî, fikrî, ilmî, bazan da idarî ve siyasî hayatında sürekli olarak önemli roller oynayan, zaman zaman Hicaz’dan Hindistan’a kadar olan sahada faaliyet gösteren bu ailenin önemli şahsiyetlerini tanıtmak için bir hayli eser yazılmıştır. Bunların başlıcaları şunlardır: Abdurrahman b. Muhammed el-Hatîb, el-Cevherü’ş-şeffâf fî menâḳıbi’s-sâdeti’l-eşrâf; Ali b. Ebû Bekir es-Sekkāf, el-Berḳatü’l-müşîḳa fî ilbâsi’l-ḫırḳati’l-enîḳa (Kahire 1347); Muhammed b. Ali Harid, Ġurerü’l-behâʾi’ḍ-ḍavʾî fî menâḳıbi’s-sâdeti Benî ʿAlevî (fî menâḳıbi’s-sâdeti Benî Basrî ve ʿAydîd ve ʿAlevî); Ömer b. Muhammed b. Ahmed Bâ Şeybân, et-Tiryâḳu’l-ḳulûbi’l-vâf bi-ẕikri ḥikâyâti’s-sâdeti’l-eşrâf; Abdullah b. Abdurrahman Bâ Hârûn, el-Menhelü’ṣ-ṣâfî. Bu kaynaklardan faydalanan Şillî, genel biyografik eserleri de dikkate alarak yazdığı el-Meşreʿu’r-revî fî menâḳıbi’s-sâdeti Âli Ebî ʿAlevî (Kahire 1319) adlı eserinde 280’den fazla şahsın hayat hikâyesini anlatmıştır. Muhibbî’nin Ḫulâṣatü’l-es̱er’ini esas alan Wüstenfeld’in Die Çufiten in Süd-Arabien (Göttingen 1883) adlı eseri ise sadece XI. (XVII.) yüzyılı kapsamakta olup bu aile hakkında faydalı bilgiler vermektedir. Abdullah b. Muhammed b. Hâmid es-Sekkāf’ın Târîḫu’ş-şuʿarâʾi’l-Ḥaḍramiyyîn’i de (I-III, Kahire 1353-1355) bu konuda önemli bir eserdir.

Ailenin kurucusu olan Alevî’nin soy şeceresi kaynaklarda Alevî b. Abdullah (Ubeydullah) b. Ahmed b. Îsâ el-Muhâcir b. Ali el-Urayzî b. Ca‘fer es-Sâdık şeklinde verilmekte ve Ca‘fer es-Sâdık vasıtasıyla Hz. Ali’ye bağlanmaktadır. Alevî’nin babası Abdullah b. Ahmed Basra’da doğdu, tahsiline burada başladı. 337’de (948) ünlü sûfî Ebû Tâlib el-Mekkî ile buluşarak onun ders ve sohbetlerine devam etti. Babası Ahmed b. Îsâ el-Muhâcir ile Basra’dan Hadramut’a göç ederek Terim civarındaki Cişir bölgesine gitti. Daha sonra el-Hussiyye denilen yerde yerleşti; babasının burada vefat etmesinden sonra yine o civardaki Sümel köyünde ikamete başladı ve burada 383 (993) yılında vefat etti (bk. Ayderûsî, s. 74 vd.). Oğulları ise bir süre Cübeyr denilen yerde kaldıktan sonra 1166’da bölgenin en önemli ve en mâmur kasabası olan Terim’e yerleştiler. Bundan sonra Terim adı Bâ Alevî ailesi mensupları ile birlikte anılmaya başlandı. Hadramut halkı gibi Şâfiî mezhebine bağlı olan Bâ Alevîler ilim ve takvâ sahibi olmakla tanınmışlardı. Bunların çoğu mutasavvıf ve tarikat ehli idi. Çeşitli zamanlarda ve çeşitli yerlerde idareciler nezdinde büyük itibar görmüş, bazıları devlet hizmetine de girmiş, ancak daha çok bölgenin şeyhleri ve seyyidleri olarak tanınmışlardı.

Bâ Alevî ailesine mensup tanınmış şahıslardan bazıları şunlardır:

1. Ali b. Alevî b. Muhammed b. Alevî (ö. 527/1133). 521’de (1127) Terim’e gelip yerleşen ailenin ilk ferdidir.

2. Muhammed b. Ali b. Alevî (ö. 550/1155’ten sonra). Zifârü’l-Kadîme denilen sınır bölgesinde oturduğu için Sâhibu Mirbât diye tanınan ve burada vefat eden Muhammed b. Ali, torununun oğlu olan Ahmed b. Abdurrahman b. Alevî el-Fakīh’e mensup bulunan Bâ Fakīh ve Haddâd kollarının da ceddidir.

3. Muhammed b. Ali b. Muhammed (ö. 653/1255). 574’te (1178) doğdu. Aleviyye tarikatının kurucusu olup el-Üstâdü’l-A‘zam ve el-Fakīhu’l-Mukaddem diye tanınır. Arap yarımadasının güneyinde yaşamış en önemli kutub* olarak kabul edilir. Çağdaşı sûfîlerle iyi münasebetler kuran bu zat Mağribli ünlü sûfî Ebû Medyen’in hayranı idi. Kurduğu tarikat oğulları aracılığıyla yayılmıştır (Nebhânî, I, 127).

4. Alevî b. Muhammed (ö. 669/1270). el-Üstâdü’l-A‘zam’ın oğlu olan bu zat ve oğlu Abdullah Bâ Alevî (1240-1330), ailenin halk nazarında büyük bir itibar kazanmasını sağlamışlardır.

5. Muhammed b. Ali b. Alevî (ö. 765/1364). 705’te (1305) doğdu. Mevla’d-Devîle (Devîle kasabasının efendisi) unvanıyla tanınan bu zat Alevî b. Muhammed’in torunu olup Yabhar’da Hz. Hûd’a nisbet edilen Devîle Türbesi civarında ikamet ederdi. Oğlu Abdurrahman es-Sekkāf (ö. 810/1407), yine bu ailenin önemli kolları olan Âl-i Sekkāf ve Ayderûs’un büyük ceddidir.

6. Ömer b. Abdurrahman b. Muhammed (ö. 889/1484). 823’te (1420) Terim’de doğdu; Hamrâ köyünde yaşadığı için Sâhibü’l-Hamrâ diye anıldı. Mekke ve Aden’i ziyaret ettikten sonra Taiz’de vefat etti. Aynı zamanda şair olan bu zatın çeşitli risâleleri vardır. Fetḥu’llāhi’r-raḥmâni’r-raḥîm fî menâḳıbi ʿAbdillâh b. Ebî Bekir b. ʿAbdirraḥmân adlı eserinde Ayderûs’un menâkıbını anlatmıştır.

7. Ahmed b. Abdullah (ö. 920/1514). Şenbel’de yaşadığı için Şenbel diye tanındı. Târîḫu Şenbel adlı bir eseri vardır.

8. Ömer b. Muhammed (ö. 944/1537). 881’de (1476) doğdu. Tiryâḳu’l-ḳulub adlı eserinde Bâ Alevî ailesine mensup 355 seyyidin hal tercümesini anlatmıştır (GAL, II, 527-528).

9. Muhammed b. Ali (ö. 960/1553). 890’da (1485) Terim’de doğdu. Lakabı Cemâleddin olup Hârid diye tanınır. Muhaddis, fakih, tarihçi ve şairdir. Bâ Alevî’nin bazı kollarını konu alan Ġurerü’l-behâʾi’d-davʾî fî menâḳıbi’s-sâdeti Benî ʿAlevî adlı eserinden başka el-Vesâʾil adıyla hadise, en-Nefeḥât adıyla tasavvufa dair eserler de yazmıştır.

10. Sâlim b. Ahmed (ö. 1046/1636). 995’te (1587) doğdu. Ahmed eş-Şinnâvî vasıtasıyla tasavvufa giren Sâlim’in çeşitli eserleri vardır. Şillî bu eserlerin listesini ihtiva eden bir risâleyi eserine almıştır (bk. el-Meşraʿu’r-revî, II, 104-110). 1. Bulġatü’l-mürîd ve buġyetü’l-müstefîd. Muhammed Gavs’ın el-Cevâhirü’l-ḫams adlı eserinin 4 ve 5. bölümlerine yazılan bir şerhtir (bk. GAL, II, 551). 2. es-Sifrü’l-mesṭûr li’d-dirâye fi’d-dürri’l-mens̱ûr li’l-vilâye; 3. Miṣbâḥu’s-sırri’l-lâmiʿ bi-miftâḥi’l-cifri’l-câmiʿ; 4. Ġurerü’l-beyân ʿan ʿömri’z-zamân; 5. el-Burhânü’l-maʿrûf fî mevâzîni’l-ḥurûf (GAL, II, 537, 551; Suppl., II, 565).

11. Ebû Bekir b. Ahmed eş-Şillî (ö. 1053/1643). 990’da (1582) Terim’de doğdu. Tarihçi ve lugat âlimi olup el-Meşraʿu’r-revî müellifinin babasıdır. Dört yıl Medine’de ikamet ettikten sonra memleketine gitti ve orada vefat etti. Vefeyâtü’l-ʿayân min ehli’z-zamân adlı çağı ve çağdaşları hakkında genel bilgiler veren bir eser ve Gazzâlî’nin İḥyâʾü ʿulûmi’d-dîn’i ile Sühreverdî’nin ʿAvârifü’l-maʿârif’ine açıklayıcı notlar (ta‘lîkāt) yazmıştır. Şillî’nin Ramażân ve eṣ-Ṣıyâm, Muḫtaṣaru Kitâbi’l-Ġurer gibi eserlerinden başka verdiği dersleri, işittiklerini ve hocalarının adlarını ihtiva eden bir de derlemesi (cüz) vardır (Muhibbî, I, 71-78; Ziriklî, I, 62).

12. Akīl b. Ömer b. İmrân (ö. 1062/1652). 1001’de (1593) Zifâr civarındaki Ribât kasabasında doğdu ve Zifâr’da öldü. el-ʿAḳīde ve Fetḥu’l-kerîmi’l-ġāfir fî şerḥi Ḥilyeti’l-müsâfir adlı eserleri vardır (Muhibbî, III, 114-116; GAL Suppl., II, 533).

13. Ahmed b. Ebû Bekir (ö. 1091/1680). 1049’da (1639) doğdu. Hayatının büyük bir kısmını doğum yeri olan Mekke’de geçirdi ve burada vefat etti. Çeşitli risâleler, ayrıca bazı eserlere ta‘likler yazdı. Osmanlılar’ın Yemen’i fethetmelerini konu alan Nehrevâlî’nin el-Berḳu’l-Yemânî adlı eserini kısaltarak kitaba bazı ilâveler yaptı. Şiirle de ilgilendi (Muhibbî, I, 163).

14. Abdullah b. Ca‘fer (ö. 1168/1755). Hadramut’ta doğdu. Yirmi yıl Hindistan’da kaldıktan sonra Mekke’ye geldi ve burada vefat etti. Keşfü esrâri ʿulûmi’l-muḳarrebîn, Keşfü’l-cilbâb ʿan ʿilmi’l-ḥisâb, el-Leʾâli’l-cevheriyye ʿale’l-ʿaḳāʾidi’l-Benî Feriyye, Şerḥu Dîvâni Şeyḫ b. İsmâʿîl eş-Şiḥrî gibi eserlerinden başka bir divanı ve mektupları vardır (Cebertî, I, 163; Ziriklî, IV, 77).

15. Muhammed b. Zeyn b. Sumayt (ö. 1172/1758). 1100’de (1689) Terim’de doğdu. Üstatlarından Abdullah b. Alevî el-Haddâd ile Ahmed b. Zeyn el-Habşî hakkında Ġāyetü’l-ḳasd ve’l-murâd (Bombay 1885) adlı bir menâkıbnâme yazdı. Ḳurretü’l-ʿayn, Behcetü’l-fuʾâd ve Lübbü’l-elbâb gibi eserlerinden başka bir de divanı vardır (GAL Suppl., II, 566).

16. Abdurrahman b. Hüseyin (ö. 1250/1835). Hadramut müftüsü ve Şâfiî âlimidir. Buġyetü’l-müsterşidîn fî telḫîṣi Fetâvâ baʿżi’l-eʾimmeti’l-müteʾaḫḫirîn, Ġāyetü telḫîṣi’l-murâd min fetâvâ İbn Ziyâd (Kahire 1303) gibi eserleri vardır (GAL Suppl., II, 817; Serkîs, I, 517).

17. Abdullah b. Hüseyin el-Câvî (ö. 1272/1855). Terim’de doğdu. Sûfî, fakih ve dil âlimidir. Birkaç defa Mekke ve Medine’yi ziyaret edip buralarda bir süre kaldıktan sonra Hadramut’a gitti ve orada öldü. Vaaz, öğretim ve telifle meşgul olan el-Câvî’nin Süllemü’t-tevfîḳ ilâ maḥabbeti’llâhi ʿale’t-taḥḳīḳ, Mirḳātü suʿûdi’t-taṣdîḳ, Ṣılatü’l-ehl ve’l-aḳrabîn, Miftâḥu’l-iʿrâb gibi eserleri vardır (GAL Suppl., II, 820).

18. Fazl b. Alevî (ö. 1283/1866). Sebîlü’l-eẕkâr ve’l-iʿtibâr ve ʿİḳdü’l-ferâʾid min nüṣûṣi’l-ʿulemâʾi’l-emâcid adlı eserleri vardır (GAL Suppl., II, 566; Serkîs, I, 517).

19. Ebû Bekir b. Abdurrahman (ö. 1341/1923). 1262’de (1846) doğdu. İbn Şihâb diye tanınır. Çeşitli Arap ülkelerini dolaştıktan sonra Hindistan’a gidip Haydarâbâd’a yerleşti ve orada öldü. Bid‘atlarla amansız bir mücadeleye giren İbn Şihâb Hindistan, Malezya ve Endonezya’da tanındı. Başta fıkıh ve usûl-i fıkıh olmak üzere edebiyat, mantık, tıp, kimya, matematik gibi ilimlere dair otuz kadar eser yazdı. Bunlardan bir kısmı Hindistan’da basıldı (Ziriklî, I, 65; Serkîs, I, 140).

Bâ Alevî ailesinin belli başlı önemli kolları şunlardır:

Bel Fakīh (بلفقيه). Bil Fakīh de denilen, Bâ Alevî’nin Eska‘ diye tanınan Fakīh Muhammed b. Abdurrahman’a (ö. 917/1512) nisbet edilen koludur.

el-Üstâdü’l-A‘zam, el-Fakīhü’l-Mukaddem ve Sâhibü’l-Mirbât gibi unvanlarla tanınan Muhammed b. Ali’nin soyundan gelen Eska‘ çeşitli ilimleri tahsil etti. İbn Zahîra ve Sehâvî gibi tanınmış âlimlerden ders aldı. Aden, Zebîd, Mekke ve Medine’yi ziyaret etti; buralarda birçok âlimle tanışıp kendilerinden faydalandıktan sonra Terim’e yerleşti ve burada vefat etti. Eska‘ın tarihe dair el-Ḫaṭ, adlı eseri, Bâ Fakīh eş-Şihrî’nin Şihr tarihini yazarken faydalandığı en güvenilir kaynak olmuştur.

Bel Fakīh ailesine mensup seyyidlerin çoğu mutasavvıf olmakla beraber içlerinde müderris ve müftü olanlar da vardır.

Eska‘ın soyu Abdullah, Abdurrahman ve Ahmed adındaki üç oğlu vasıtasıyla devam etmiştir. Abdullah uzun süre Mekke’de kalmış ve burada vefat etmiştir (974/1567). Abdurrahman’ın Muhammed ve Hüseyin adında iki oğlu vardı. Hüseyin’in Ahmed adındaki oğlu Terim’de kadılık yapmış, Ebû Bekir adındaki diğer oğlu Hindistan’a giderek Âdil Şah’ın himayesine girmiş ve orada vefat etmiştir (1074/1663).

Refʿu’l-estâr ʿan mefâtîḥi’l-envâr adlı eserin müellifi Abdurrahman b. Abdullah Bel Fakīh (ö. 1162/1749), ed-Dürerü’l-behiyye fi’l-müselselâti’n-nebeviyye’nin müellifi Abdullah b. Ahmed Bel Fakīh (ö. 1112/1700), Bedelü’n-niḥle fî teshîli silsileti’l-vuṣla ile Sâdâtinâ ehli’l-ḳıble adlı eserlerin müellifi Abdullah b. Hüseyin Bel Fakīh (ö. 1266/1850) gibi müellifler Bel Fakīh ailesine mensup tanınmış âlimlerdendir.

Bâ Fakīh (بافقيه). Bâ Alevî’nin, Mevlâ Aydîd ve Sâhibu Aydîd unvanıyla tanınan Muhammed b. Ali’ye (ö. 862/1458) nisbet edilen koludur. Babası Ali b. Muhammed (ö. 838/1434) Terim civarındaki Havta’da yaşamakta idi. Oğlu Muhammed ise Aydîd’i yurt edinmişti. Sâhibü Aydîd’in Bâ Fakīh diye tanınması, büyük ihtimalle, Sâhibü Mirbât unvanıyla tanınan Muhammed b. Ali’nin soyundan gelen ve el-Fakīh diye anılan Ahmed b. Abdurrahman’ın (ö. 726/1326) neslinden gelmiş olmasıdır. Bâ Fakīh’in büyük cedleri olan Muhammed b. Ali’nin atalarına ve evlâdına evliya nazarıyla bakılmakla beraber aralarında fakihler ve müderrisler de vardı. Muhammed b. Ali’nin nesli Abdurrahman, Abdullah, Ali, Alevî ve Zeyn adlı çocukları vasıtasıyla devam etti. Bu aileden aralarında fakih, kadı, müftü, mutasavvıf, dilci, şair ve matematikçilerin de bulunduğu birçok ilim ve fikir adamı yetişmiştir.

Bâ Alevî’nin diğer bir kolu Âlü’s-Sekkāf diye tanınır. Bâ Alevîler’in büyük ceddi Abdurrahman es-Sekkāf (ö. 819/1416) bunların da ceddidir. Âlü’s-Sekkāf ailesinden de birçok mutasavvıf ve âlim yetişmiştir. Şeyh b. Abdurrahman (ö. 829/1426), Şeyh b. İsmâil (ö. 950/1543), Alevî b. Abdurrahman (ö. 1273/1856), Alevî b. Ahmed (ö. 1355/1916), es-Sekkāf unvanıyla tanınmış âlimlerdendir (bk. Ayderûs, s. 212; Nebhânî, I, 155, 201, 320, 399; II, 44, 63, 156; Kehhâle, V, 39; VI, 295; Ziriklî, V, 51-52).

BİBLİYOGRAFYA
Abdülkādir el-Ayderûsî, en-Nûrü’s-sâfir, s. 74-78, 90, 92, 95-96, 203, 212, 223, 258, 286-287; Muhibbî, Ḫulâṣatü’l-es̱er, I, 71-78, 94-95, 163, 182-183; II, 365-366; III, 39-40, 62-63, 114-116, 166, 488; Şillî, el-Meşreʿu’r-revî fî menâḳıbı Benî ʿAlevî, Kahire 1319, I, 196-199; II, 28, 29, 62, 104-110, 203, 230, 240, 260; Şevkânî, el-Bedrü’ṭ-ṭâliʿ, II, 120; Cebertî, ʿAcâʾibü’l-âs̱âr, I, 163; Serkîs, Muʿcem, I, 140, 517; , II, 527-528, 537, 551; Suppl., II, 533, 560, 565, 566, 817, 820; Ziriklî, el-Aʿlâm, I, 62, 65; IV, 77; V, 51-52; Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, IV, 21, 46; V, 39; VI, 295; R. B. Serjeant, The Saiyids of Hadramawt, London 1957, s. 14, 19, 25; a.mlf., “Materials for South Arabian History”, BSOAS, XIII (1950), s. 281-307, 581-601; XXV (1962), s. 246; Nebhânî, Kerâmâtü’l-evliyâʾ, I, 127, 155, 201, 320, 399; II, 44, 63, 85; Abdülhay el-Kettânî, Fihrisü’l-fehâris, I, 178, 311; O. Löfgren, “ʿAydarūs”, EI2 (İng.), I, 780-782; a.mlf., “Bā”, a.e., I, 828; a.mlf., “Bā ʿAlawī”, a.e., I, 828-830; M. A. Ghūl, “Faḳīh, Bā”, a.e., II, 756; a.mlf., “Faḳīh, Bal”, a.e., II, 756-757.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 1991 yılında İstanbul'da basılan 4. cildinde, 355-357 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER