TEYMÎ

التيمي
TEYMÎ
Müellif: M. YAŞAR KANDEMİR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2012
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/teymi
M. YAŞAR KANDEMİR, "TEYMÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/teymi (14.11.2019).
Kopyalama metni
9 Şevval 457’de (13 Eylül 1065) İsfahan’da doğdu. Annesi Talha b. Ubeydullah et-Teymî el-Kureşî’nin soyundan geldiği için Talhî, Teymî ve Kureşî nisbeleriyle anıldı. Daha çok Kıvâmüssünne lakabıyla meşhur oldu (aş.bk.). Bazı âlimler, kendisini İsfahan’da “cûvzî” denilen küçük bir kuşa nisbetle Cûvzî lakabıyla kaydetmişse de Teymî’nin bu lakaptan hoşlanmadığı belirtilmektedir (Sem‘ânî, II, 120). Babası Ebû Ca‘fer Muhammed devrin âlimlerinden hadis tahsil etmiş bir zat olduğu için Teymî, İsfahan’da erken yaşta Kur’ân-ı Kerîm’i ezberleyerek öğrenime başladı. Hadiste ve diğer İslâmî ilimlerde İsfahan’daki âlimlerden yararlandı. Bağdat ve Nîşâbur’a birçok defa ilmî seyahatler yaptı; Rey, Kazvin ve bir yıl mücâvir kaldığı Mekke’deki âlimlerden hadis rivayet etti. Hocaları arasında babasının dışında Ebû Amr İbn Mende, İbnü’s-Sabbâğ, Kāsım b. Fazl es-Sekafî, Ebü’l-Muzaffer es-Sem‘ânî, Tırâd ez-Zeynebî gibi şahsiyetler sayılabilir. Kendisinden Abdülkerîm b. Muhammed es-Sem‘ânî, Ebü’l-Kāsım İbn Asâkir, Ebû Tâhir es-Silefî, Ebû Mûsâ el-Medînî gibi âlimler faydalandı. Hayatı talebe yetiştirmek ve eser telif etmek, halkı irşat etmekle geçen Teymî ömrünün son yıllarında hastalandı. Talebelerinin belirttiğine göre 10 Zilhicce 535’te (17 Temmuz 1141) İsfahan’da vefat etti. Onun 536’da (1142) ve 538’de (1144) öldüğünü söyleyenler de vardır. Teymî’nin Muhammed adlı bir oğlunun bulunduğu, hadis ve Arap dili sahasındaki bilgisiyle tanınan Muhammed’in birçok eser kaleme aldığı, fakat daha yirmi altı yaşında iken İsfahan’da vefat ettiği (526/1132) belirtilmektedir.

Talebesi Ebû Mûsâ el-Medînî Teymî’nin, devrindeki âlimlerin üstadı ve en meşhuru olduğunu söylemiş, özellikle hadis, tefsir, Arap dili ve edebiyatında mümtaz bir yeri bulunduğunu, hadislerin metin ve senedleriyle ilgili konuları çok iyi bildiğini belirtmiştir. Onun söz veya davranışlarını eleştirip kendisine itiraz eden birine rastlamadığını, devrin sultanlarıyla ilişki kurmadığını ve kimseden bir şey beklemediğini, vaktini hadis okutmakla geçirdiğini ve 3500 imlâ meclisi akdettiğini (diğer talebesi Sem‘ânî bu meclislerin 3000 kadar olduğunu söylemektedir), bu meclislerde hadisleri bir metne bakmadan ezberinden yazdırdığını ifade etmiştir (Sem‘ânî, II, 120; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XX, 82). Bir diğer talebesi Abdülkerîm es-Sem‘ânî, Teymî’nin imlâ ettiği hadisleri birçok insanın yazdığını, onun imlâ meclislerini kendisinin de hiç kaçırmadığını, hocasının haftada bir gün evinde özel olarak hadis imlâ ettiğini, ayrıca haftada iki gün kıraat usulüyle ondan hadis okuduğunu belirtmiştir (el-Ensâb, II, 120-121). Bağdatlı âlimlerin Ahmed b. Hanbel’den sonra Bağdat’a Teymî gibi birinin gelmediğini söylemesi (Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XX, 82) dönemindeki ilim çevrelerinin onu ne kadar benimsediğini göstermektedir. Hadis hâfızı Ebû Zekeriyyâ İbn Mende, Teymî’nin sağlam bir itikada, düzgün bir yaşayışa sahip bulunduğunu, pek az konuştuğunu söylemiş, İsfahanlı hadis hâfızı Muhammed b. Abdülvâhid ed-Dekkāk da onun dinî yaşayışı bakımından benzersiz kabul edildiğine işaret etmiştir. Ebü’l-Muzaffer es-Sem‘ânî, Irak’ta hadisi bilen ve anlayan iki kişi gördüğünü, bunların İsfahan’da Teymî, Bağdat’ta Mü’temen es-Sâcî olduğunu zikretmiştir. Hadis hâfızı Muhammed b. Sa‘dûn el-Abderî ise Teymî’nin güçlü hâfızasına ve tefsir, hadis, fıkıh, dil, edebiyat gibi ilimlerde söz sahibi oluşuna dikkat çekmiştir. Şâfiî mezhebini benimsediği belirtilen Teymî hakkında Zehebî büyük hadis hâfızı, şeyhülislâm ve kıvâmüssünne gibi sıfatlar kullanmıştır. Teymî’nin menâkıbına dair Ebû Mûsâ el-Medînî’nin bir eser kaleme aldığı zikredilmiştir (el-Ḥicce, neşredenin girişi, I, 37).

Teymî’nin yaşadığı V. (XI.) yüzyılın ikinci yarısı ile VI. (XII.) yüzyılın ilk dönemleri Havâric, Şîa, Kaderiyye ve Mu‘tezile gibi fırkaların yaygınlaştığı, Ahmed b. Hanbel’in temsil ettiği Selef inancına mensup kişilerin son derece azaldığı bir devirdi. Selef metodu diye de bilinen ehl-i hadîs yolunu benimseyen Teymî, Selef akîdesini muhaliflerine karşı savunmaya çalışmış, el-Ḥicce fî beyâni’l-maḥacce ve şerḥi ʿaḳīdeti Ehli’s-sünne adlı eserini bu maksatla kaleme almıştır. Bu eserin mukaddimesinde (I, 83-84), “İslâm’ın ayakta durması (kıvâmü’l-İslâm) sünnete sarılmakla mümkündür” dediği için Kıvâmüssünne lakabıyla anılmıştır. Eğer bir istinsah hatası değilse İbn Kādî Şühbe (Ṭabaḳātü’ş-Şâfiʿiyye, I, 301) bütün kaynakların aksine Teymî’nin lakabını Kıvâmüddin olarak kaydetmiş, Brockelmann da muhtemelen ona dayanıp aynı lakabı kullanmıştır (GAL, I, 324; Suppl., I, 557). Kıvâmüssünne terkibinin bazı yeni çalışmalarda “kavvâmüssünne” diye harekelendiği görülmektedir.

Eserleri. 1. Kitâbü’t-Terġīb ve’t-terhîb. Müellif eserin mukaddimesinde talebelerinin kendisinden sâlih amellere, güzel sözlere ve hâlis niyetlere teşvik eden, kötü ameller ve sözlerden, bozuk niyetlerden sakındıran bir kitap yazmasını istemesi üzerine bu eseri kaleme aldığını söyler. Konuya dair daha önce yazılan kitapların fazlaca sened ihtiva etmesi, tekrarlar içermesi veya çok muhtasar olması gibi sebeplerle yeterince faydalı sayılmadığını, bunlardan arındırdığı eserinde konuları iman, İslâm, birrü’l-vâlideyn, tevazu, cihad şeklinde alfabetik olarak sıraladığını belirtir. Eserde senedleri verilen, fakat kaynakları belirtilmeyen rivayetlerin büyük çoğunluğu hadislerden, geri kalanı ise İslâm büyüklerinin sözlerinden ve bazı davranışlarından seçilmiştir. Münzirî, adlarını zikrettiği hadis kaynaklarında bulunmayıp Teymî’nin bu eserinde yer alan az sayıdaki hadislerin hepsini kitabına aldığını, fakat ondaki mevzû rivayetleri terkettiğini söylemiş (et-Terġīb ve’t-terhîb, I, 4), Kettânî de eserde mevzû rivayetlerin olduğunu belirtmiştir (er-Risâletü’l-müsteṭrafe, s. 57). Kitabı Eymen b. Sâlih b. Şa‘bân yayımlamıştır (I-III, Kahire 1414/1993). 2. el-Ḥicce fî beyâni’l-maḥacce ve şerḥi ʿaḳīdeti Ehli’s-sünne. Teymî, bu eserinde yaşadığı devirde bid‘atın ve bid‘atçıların yaygınlaştığını, insanların Selef akîdesinden uzaklaştığını, eserini sünnete uymak ve bid‘atçılardan uzak durmak isteyenler için kaleme aldığını ve bu sebeple çalışmasına el-Ḥicce fî beyâni’l-maḥacce ve şerḥi’t-tevḥîd ve meẕhebi Ehli’s-sünne adını verdiğini söylemiştir. İbn Kayyim el-Cevziyye’nin eserde yer alan istivâya dair bilgileri delilleriyle birlikte aynen nakletmesi (İctimâʿu’l-cüyûşi’l-İslâmiyye, s. 165-166), İbn Hacer el-Askalânî’nin de tevhidin tarifinde Teymî’nin görüşünü zikretmesi (Fetḥu’l-bârî, XIII, 357) ona verilen değeri göstermektedir. Bazı kaynaklarda Kitâbü’s-Sünne adıyla müellife nisbet edilen eserin el-Ḥicce olduğu tahmin edilmektedir (Siyerü’s-selefi’ṣ-ṣâliḥîn, neşredenin girişi, I, 114-115). Eseri Muhammed b. Rebî‘ b. Hâdî Umeyr el-Medhalî neşretmiştir (I-II, Riyad 1411/1990). 3. Siyerü’s-selefi’ṣ-ṣâliḥîn. Teymî, İsfahan Camii’nde talebelerine imlâ ettiği bu eserine aşere-i mübeşşere ile başlamış, ardından tâbiîn, tebeu’t-tâbiîni ve daha sonraki nesillerden zühd ve takvâsıyla meşhur olanları, babası gibi bazı İsfahanlılar yanında faziletleriyle tanınan her devrin önemli şahsiyetlerini alfabetik sırayla zikretmiştir. Kerem b. Hilmî beş nüshasına dayanarak eser üzerinde yüksek lisans çalışması yapmış (1991, Câmiatü’l-Ezher külliyyetü dâri’l-ulûm), daha sonra bu çalışmasını rivayetlerin senedlerini çıkarıp yayımlamıştır (I-IV, Riyad 1420/1999). 4. Kitâbü’l-Mebʿas̱ ve’l-meġāzî. Eserde Resûl-i Ekrem’in hayatı ve fiilî sünneti incelenmekte, son dörtte birlik kısımda Hulefâ-yi Râşidîn’in hayatına ve menâkıbına geniş yer verilmektedir. Bir nüshası Köprülü Kütüphanesi’nde bulunan eserin (Fâzıl Ahmed Paşa, nr. 1138) Hulefâ-yi Râşidîn’e dair bölümünü Kerem b. Hilmî el-Ḫulefâʾü’l-erbaʿa eyyâmühüm ve siyerühüm adıyla neşretmiştir (Kahire 1999). 5. İʿrâbü’l-Ḳurʾân. Bir nüshasının The Chester Beatty Library’de bulunduğu kaydedilmektedir (Ziriklî, I, 323). 6. Delâʾilü’n-nübüvve. Eseri Ebû Abdurrahman Müsâid b. Süleyman Râşid yayımlamış (I-IV, Riyad 1412), Mahmûd b. Muhammed el-Haddâd da kitabın fihristini neşretmiştir (Riyad 1409/1988). 7. el-Emâlî fi’l-ḥadîs̱ (Dârü’l-kütübi’z-Zâhiriyye, Mecmû, nr. 41, vr. 24-37; Âm 4531, 1-8). 8. Eḥâdîs̱ müselselât. Abdülhay el-Kettânî’nin sekiz cüz olduğunu söylediği eserin (Fihrisü’l-fehâris, II, 657) bazı bölümleri Dârü’l-kütübi’z-Zâhiriyye’de (Mecmû, nr. 34, vr. 146-150) kayıtlıdır. 9. el-ʿAvâli’l-mürâfeḳāt. Eserin son kısmı eksik bir nüshası Dârü’l-kütübi’z-Zâhiriyye’dedir (Mecmû, nr. 105, vr. 116-133). 10. Tefsîrü’l-İṣfahânî. Zehebî ve Kâtib Çelebî gibi müellifler Teymî’nin birkaç tefsir yazdığını, bunlardan el-Câmiʿ (u’l-kebîr fî meʿâlimi’t-tefsîr) diye anılanın otuz cilt, el-Muʿtemed’in on cilt, el-Muvażżaḥ adlı Farsça tefsirinin ise üç cilt olduğunu zikretmekte (Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XX, 84; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 442; II, 1904), ayrıca onun el-Îżâḥ adlı dört ciltlik bir tefsirinden söz edilmektedir (Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 211). Ancak bunların günümüze ulaşıp ulaşmadığı bilinmemektedir. Teymî’nin Tefsîru sûreti’l-ʿAṣr adlı bir başka çalışmasının bir nüshası İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunmaktadır (Mecmua, nr. 7/378; Muʿcemü’l-maḫṭûṭâti’l-mevcûde, s. 316]). 11. Şerḥu’l-Câmiʿi’ṣ-Ṣaḥîḥ li’l-Buḫârî ve Şerḥu’l-Câmiʿi’ṣ-Ṣaḥîḥ li-Müslim. Oğlu Ebû Abdullah Muhammed bu iki eseri yazmaya başlamış, vefatı üzerine bunları Teymî tamamlamıştır. Zehebî’nin kaydettiğine göre Teymî, Müslim şerhini oğlunun mezarı başında imlâ etmiş ve eseri tamamladığında bir ziyafet vermiştir (Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XX, 83). Bu iki eserin günümüze gelip gelmediği bilinmemektedir. 12. Fuṣûl müstaḫrece min Kitâbi’t-Teẕkire. Kaynaklarda vaaz ve irşada dair olup otuz cüzden meydana geldiği belirtilen eserin bazı bölümleri Süleymaniye Kütüphanesi’nde bu adla kayıtlıdır (Hekimoğlu Ali Paşa, nr. 847/2).

BİBLİYOGRAFYA
Teymî, el-Ḥicce fî beyâni’l-maḥacce ve şerḥi ʿaḳīdeti Ehli’s-sünne (nşr. Muhammed b. Rebî‘ b. Hâdî Umeyr el-Medhalî), Riyad 1411/1990, neşredenin girişi, I, 31-84; a.mlf., Siyerü’s-selefi’ṣ-ṣâliḥîn (nşr. Kerem b. Hilmî b. Ferhât b. Ahmed), Riyad 1420/1999, neşredenin girişi, I, 26-119; Sem‘ânî, el-Ensâb, II, 120-121; Münzirî, et-Terġīb ve’t-terhîb (nşr. Mustafa M. İmâre), Kahire 1352, I, 4; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XX, 80-88; a.mlf., Târîḫu’l-İslâm (nşr. Beşşâr Avvâd Ma‘rûf), Beyrut 1424/2003, XI, 623-628; İbn Kayyim el-Cevziyye, İctimâʿu’l-cüyûşi’l-İslâmiyye (nşr. Fevvâz Ahmed Zemerlî), Beyrut 1408/1988, s. 165-166; İsnevî, Ṭabaḳātü’ş-Şâfiʿiyye, I, 359-361; İbn Kādî Şühbe, Ṭabaḳātü’ş-Şâfiʿiyye, I, 301-302; İbn Hacer, Fetḥu’l-bârî (Hatîb), XIII, 357; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 123, 211, 400, 442, 554; II, 1904; Kettânî, er-Risâletü’l-müsteṭrafe, s. 57; Brockelmann, GAL, I, 324; Suppl., I, 557; Elbânî, Maḫṭûṭât, s. 192; Abdülhay el-Kettânî, Fihrisü’l-fehâris, II, 657; Ziriklî, el-Aʿlâm (Fethullah), I, 323; Kays Âl-i Kays, el-Îrâniyyûn, I/1, s. 281-286; Muʿcemü’l-maḫṭûṭâti’l-mevcûde fî mektebâti İstânbûl ve Ânâṭûlî (haz. Ali Rıza Karabulut), [baskı yeri ve tarihi yok], s. 316-317; Hasan Ensârî, “Ebü’l-Ḳāsım Teymî”, DMBİ, VI, 156-158.
Bu madde ilk olarak 2012 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 41. cildinde, 54-56 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.