İHSÂÜ’l-ULÛM

إحصاء العلوم
Müellif:
İHSÂÜ’l-ULÛM
Müellif: MAHMUT KAYA
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2000
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ihsaul-ulum
MAHMUT KAYA, "İHSÂÜ’l-ULÛM", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ihsaul-ulum (19.10.2019).
Kopyalama metni
Başlangıçtan beri felsefe her ilmin prensiplerini koyan, sınırlarını belirleyen tümel ve kuşatıcı bir ilim olarak kabul edildiğinden İlk ve Ortaçağ’da genellikle filozoflar, kendi sistemlerini kurarken ilimlere genel bakışta bulunmak ve ilimlerin tasnifini yapmak durumundaydı. Fârâbî de bu geleneğe uyarak et-Tevṭıʾe fi’l-manṭıḳ, el-Elfâẓü’l-müstaʿmele fi’l-manṭıḳ, Taḥṣîlü’s-saʿâde ve et-Tenbîh ʿalâ sebîli’s-saʿâde gibi eserlerinde ilimlerin birbirine oldukça yakın tasniflerinden söz etmiştir. İḥṣâʾü’l-ʿulûm ise onun yalnız ilimler tasnifini konu alan eseridir. Yazıldığı tarihten itibaren bilim ve kültür çevrelerinde büyük ilgi uyandıran, etkisi Doğu’da olduğu kadar Batı’da da yüzyıllar boyu devam eden bu eserde Fârâbî kendi yaşadığı dönemde eğitim ve araştırmaya konu olan ilimleri beş ana başlık (fasıl) altında toplayıp değerlendirmiştir.

Eserin ilk faslı dil ilmine ve buna bağlı olarak lugat, sarf, nahiv, yazı, okuma ve şiire ayrılmıştır. Bu kısımda öncelikle bütün dillerde ortak olan genel kurallar hakkında bilgi verilir ve dilin yapı taşları mahiyetindeki tek ve birleşik lafızların önemi belirtilir. İkinci fasıl mantıkla ilgilidir. Fârâbî mantık ilmini zorunlu kılan sebepleri, mantığın faydalarını, ilmî araştırmalarda bir yöntem olarak kullanılmasının gerekli olduğunu anlattıktan sonra mantığın konusu, bölümleri, eğitim ve öğretimdeki önemi üzerinde durur. Ayrıca dil ile mantık arasındaki yakın ilişkiye dikkat çeker. Üçüncü fasıl matematik ilimleri hakkındadır. Bu kapsamda aritmetik, geometri, optik, astronomi, müzik, mekanik ve kaldıraçlar söz konusu edilmiştir. Dördüncü fasıl fizik ve metafiziğe ayrılmıştır. Filozof, fiziğin konusunu teşkil eden cisimleri önce sınâî ve tabii olmak üzere iki kısma ayırarak inceler. Aristo’nun tabiat ilimleri alanına giren sekiz eseri kendisinden sonra Yeniçağ’a kadar bu konuda başlıca örnek kabul edildiğinden Fârâbî de aynı geleneğe bağlı kalarak söz konusu sekiz kitabı tabiat ilimlerinin bölümleri olarak zikreder. Metafiziği “el-ilmü’l-ilâhî” adıyla verirken temel aldığı örnek yine Aristo’nun Metafizika’sıdır. Felsefenin bu temel disiplinini önce varlığın varlık olarak yorumunu konu alması, diğer bütün teorik ilimlerin ilkelerini vermesi ve son olarak da cisimle ilişkisi bulunmayan mânevî varlıklar alanını araştıran bir ilim olması bakımından üçe ayırarak değerlendirir. Beşinci fasılda medenî ilimlerle fıkıh ve kelâm ilimlerini bir başlık altında tanıtır. Filozofun “medenî ilim”den kastı ahlâk ve siyasettir. Fârâbî, burada fıkıh ve kelâmı da pratik ilimlerden saymakla kendisinden önce ve sonra bu konuda yazan müelliflerden farklı bir anlayış ortaya koymuştur. Zira ona göre kelâm, sadece inanç konusunda doğru ve kesin bilgi elde etmeyi değil aynı zamanda o bilgiyi hayata geçirmeyi de amaçlar. Bazı kütüphane kataloglarında müstakil bir kitap olarak yer alan bu faslı Muhsin Mehdî Kitâbü’l-Mille ile birlikte yayımlamıştır (Beyrut 1967, s. 69-76).

İḥṣâʾü’l-ʿulûm, X. yüzyıl İslâm toplumunda eğitim ve araştırmaya konu olan ilimler hakkında derli toplu bilgi vermek, her ilmin mahiyeti, muhtevası ve faydasına dair okuyucuyu aydınlatmak amacıyla kaleme alınmış bir el kitabı niteliğini taşımaktadır. Eserin, ayrıntıda bazı farklar bulunmakla birlikte bu konuda çalışma yapan sonraki müellifler için başlıca ilham kaynağı olduğu genellikle kabul edilmektedir. Meselâ İhvân-ı Safâ’nın Resâʾil’i, Hârizmî’nin Mefâtîḥu’l-ʿulûm’u, İbn Sînâ’nın Aḳsâmü’l-ʿulûmi’l-ʿaḳliyye’si, Fahreddin er-Râzî’nin Câmiʿu’l-ʿulûm’u, İbnü’l-Ekfânî’nin İrşâdü’l-ḳāṣıd ilâ es-ne’l-maḳāṣıd’ı ile İbn Haldûn’un Muḳaddime’sindeki ilimler tasnifi, Taşköprizâde’nin Miftâḥu’s-saʿâde’si, Kâtib Çelebi’nin Keşfü’ẓ-ẓunûn’u ve nihayet Sıddîk Hasan Han’ın Ebcedü’l-ʿulûm’u bunların en tanınmışlarıdır.

İḥṣâʾü’l-ʿulûm’un erken dönemde Latince ve İbrânîce’ye çevrildiği bilinmektedir. Eserin üç ayrı tercümesi gerçekleştirilmiş, ilki Dominicus Gundissalinus, ikincisi Gerard de Cremone, üçüncü tercüme de Avendauth’a mal edilerek yayımlanmıştır. Bunlardan Gundissalinus, De Divisione philosophiae (felsefenin taksimi) adlı eserinde İḥṣâʾü’l-ʿulûm’dan büyük ölçüde alıntılar yapmıştır. Araştırmacı L. Baur, Moris de Wolf ve P. Maurice Bouyges, yazdıkları makalelerle anılan eserin Latin müellifleri üzerindeki etkisini göstermişlerdir. Farmer’a göre XII. yüzyılın sonlarına doğru Gerard’ın öğrencisi olan Morlaylı Daniel bu eseri İngiltere’ye götürmüştür. İḥṣâʾü’l-ʿulûm’un tenkitli metnini yayımlayan Osman Emîn bu konuda yaptığı bir araştırmayı eserin baş tarafında neşretmiştir (İḥṣâʾü’l-ʿulûm, neşredenin girişi, s. 18-23).

Eserin Latince tercümesi 1638’de Paris’te yayımlanmıştır. Muhammed Rızâ eş-Şebîbî, Necef nüshasını esas alarak Sayda’da çıkan el-ʿİrfân dergisinde Arapça neşrini gerçekleştirmiş (1921, IV, 11-20, 130-143, 241-257), daha sonra Osman Emîn yine tek nüshaya dayanarak yeni bir neşrini yapmış (Kahire 1350/1931) aynı yıllarda González Palencia da eserin iki ayrı Latince tercümesiyle Arapça metnini ve İspanyolca’ya yaptığı tercümeyi birlikte yayımlamıştır (Catálogo de las ciencias de Alfarabi, Madrid 1932). Üçü de az çok kusurlu olan bu neşirlerin ardından Osman Emîn, ilk defa eserin altı nüshasını karşılaştırmak suretiyle ilmî neşrini gerçekleştirmiş (Kahire 1949), Ahmet Ateş de bu metni esas alarak eseri İlimlerin Sayımı adıyla Türkçe’ye tercüme etmiştir (Ankara 1955). İḥṣâʾü’l-ʿulûm’u Eilhard Wiedemann Almanca’ya (“Üeber al-Fârābî’s Aufzahlung der Wissenschaften [De Scientiis]”, Sitzungsberichte der Physikalischmedizinischen Sozietat in Erlangen, XXXIX [Erlangen 1907], s. 74-101), Maurice Bouyges Fransızca’ya (“Notes sur les philosophes arabes connus des latins au moyen âge [sur le De Scientiis d’Alfarabi]”, Mélanges de l’Univesite de Saintjoseph, IX/2 [Beyrut 1924], s. 49-70), Fevzî M. Neccâr İngilizce’ye (“The Enumaration of the Sciences”, [ed. Ralph Lerner - Muhsin Mahdi, Medieval Political Philosophy içinde], Canada 1963, s. 22-30), Manuel A. Alonso İspanyolca’ya (“De Scientiis”, Al-Andalus, XII [Madrid 1947], s. 299-338) çevirmiştir.

BİBLİYOGRAFYA
Fârâbî, İḥṣâʾü’l-ʿulûm (nşr. Osman M. Emîn), Kahire 1949, neşredenin girişi, s. 18-30; a.e.: İlimlerin Sayımı (trc. Ahmet Ateş), Ankara 1955; Sâid el-Endelüsî, Ṭabaḳātü’l-ümem (nşr. L. Şeyho), Beyrut 1912, s. 53; İbrâhim Medkûr, Es̱erü’l-ʿArab ve’l-İslâm fi’n-nehḍati’l-Evrûbiyye, Kahire 1970, s. 166-169; Hüsâm el-Âlûsî, “Taḳsîmü’l-ʿulûm ve mekânetü’l-felsefeti minhâ”, Mecelletü’l-üstâẕ, XV, Bağdad 1967-68, s. 521; Sabîh Sâdık, “el-Fârâbî ve es̱eruhû fi’l-fikri’l-Evrûbî”, el-Mevrid, IV/3, Bağdad 1395/1975, s. 109-138.
Bu madde ilk olarak 2000 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 21. cildinde, 549-550 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.