KAÇARLAR - TDV İslâm Ansiklopedisi

KAÇARLAR

Müellif:
KAÇARLAR
Müellif: FARUK SÜMER
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 01.03.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/kacarlar--ek
FARUK SÜMER, "KAÇARLAR", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/kacarlar--ek (01.03.2021).
Kopyalama metni
Kaçar adı boyun kurucusu olan beyden gelmiş olup “tehlikeden (göz değmesi, hastalık gibi) kaçan” demektir. Kaçarlar’ın ana yurdu Bozok’tu (bugünkü Yozgat). Boyun ilk zamanlarda Akça (Ağça) Koyunlu, Akçalı, Şam Bayadı ve Yıva adlı dört obadan meydana geldiği bilinmektedir. Bunlar Dulkadır-eli’ne bağlı büyük oymakların kollarıydı. Kaçar boyu Kuzey Azerbaycan’da iken orada yaşayan İgirmi Dört (yirmi dört) adlı kalabalık bir oymak da ona bağlıydı. XV. yüzyılın sonlarına doğru Bozok bölgesinden Kuzey Azerbaycan’daki Gence yöresine göç eden Kaçarlar’dan başka kaynaklarda XVI. yüzyılda Halep Türkmenleri içinde aynı adı taşıyan bir oymak zikredilir.

Anadolu Kaçarları. Halep Türkmenleri arasındaki Kaçar oymağı 1570’te 780 vergi nüfusuna sahipti. Bu oymağın büyük bir kısmı XVII. yüzyılda Çukurova’da kaldıktan sonra Batı Anadolu’ya göç edip bilhassa Aydın yöresine yerleşti. Kaçar Halil ve Hacı Hasan kethüdâların idaresindeki bu Kaçarlar’ın 1731’de Ahır, Konalar ve Sultan dağlarında yaylamalarına izin verildi. Bunların çoğu XIX. yüzyılda Aydın yöresinde, bazıları da Manisa çevresinde yerleşti. Günümüzde de söz konusu toplulukların izlerine bu bölgelerde rastlanmaktadır. Çukurova’da kalan Kaçarlar ise son zamanlara kadar eski yaşayışlarını sürdürdüler. Az nüfusa sahip Kaçar oymaklarından biri Üç Kapılı yaylasında yaylamakta, Telli Kaçar adını taşıyan oymak da İçel’de oturmaktaydı. Bunlardan başka 1731’de Rakka iskânından kaçanlar arasında Kaçarlı adlı bir oymak da görülür. Anadolu’da 1945’te biri Bingöl’ün Genç, diğeri Malatya’nın Kâhta ilçelerinde Kaçar adlı iki mezraa ile Van’a bağlı Ahlat ve Sinop’un Gerze ilçelerinde aynı adı taşıyan iki mahalle mevcuttu.

İran Kaçarları. Kaçarlar’ın XV. yüzyılın sonlarına doğru Akkoyunlular devrinde hangi sebeple Bozok’tan Gence yöresine göç ettikleri bilinmemektedir. Tarihî kayıtlara göre bunlar 1492’de Gence yöresinde güçlü bir oymak halinde mevcuttu. Aynı tarihte Akkoyunlu hânedanından İbe Sultan lakabı ile tanınmış olan Dânâ Halil oğlu İbrâhim Bey, Alıncak Kalesi’nin kumandanı Kazak Seyyidi Ali ile anlaşıp Kaçar askerinin yardımıyla Uzun Hasan Bey’in torunu Rüstem Bey’i hükümdarlık tahtına çıkardı. İbe Sultan ertesi yıl, Kârkiyâ Mirza Ali’nin Rey şehrindeki bazı Bayındırlı emîrlerini öldürmesi ve Sultâniye şehrini de yağmalaması sebebiyle tekrar Kaçar askeriyle Gîlân’a girip Mirza Ali’nin ülkesini yağmaladı ve Gîlân askerinden birçoğunu öldürdü. 1496’da Rüstem Bey, yine Uzun Hasan Bey’in torunlarından olan ve Osmanlı ülkesinden gelen Göde Ahmed Mirza’ya yenilince Kaçar beyine sığınarak ondan yardım istedi. Kaçar beyi Rüstem Bey’e yardım ettiyse de esir düşen Rüstem Bey öldürüldü. Bu sırada Kaçarlar’ın başında muhtemelen Ziyad Bey bulunuyordu.

Şah İsmâil’in babası Şeyh Haydar’ın müridleri arasında yer alan Kaçarlar’dan Pîrî Bey, Safevî Devleti’nin kurulmasıyla sonuçlanan savaşlara katıldı ve bu savaşlarda gösterdiği yararlıktan dolayı Şah İsmâil kendisine Tozkoparan lakabını verdi. 1504 yılından sonra adı geçmeyen Pîrî Bey’den başka Şah İsmâil devrinde isminden bahsedilen Kaçarlar’dan diğer bir emîr de Urfa hâkimi Eçe Sultan’dır. Eçe Sultan emrindeki az bir kuvvetle Akkoyunlu Sultanı Murad’ı 1514’te yenip öldürdü, bu başarısından dolayı Şah İsmâil ona da Kudurmuş Sultan lakabını verdi. Bu ikisi dışında Şah İsmâil’in yanında yer alan bir Kaçar beyine rastlanmaması, onların önemli bir bölümünün Safevî Devleti’nin kuruluşuna katılmadığı şeklinde bir yoruma yol açtı. Buna karşılık Şah Tahmasb’ın uzun hükümdarlığı döneminde (1524-1576) Kaçarlar önde gelen boylar arasına girdi ve birçok emîr önemli mevkilere yükseldi. Bunlardan Karabağ beylerbeyi Ziyadoğlu Şahverdi Sultan, Şah Tahmasb’ın bütün seferlerinde bulundu ve ölümü üzerine Karabağ valiliğine yakın akrabası İbrâhim Bey getirildi. Şah Tahmasb’ın ölümü sırasında Şahverdi Sultan’ın oğlu Yûsuf Halife, hem Karabağ valisi hem de şehzadelerden Sultan Ali Mirza’nın lalası olarak görevliydi. Kaçar emîrlerinden bir diğeri olan Gökçe Sultan, Şirvan Valisi Behram Mirza’nın lalası idi. Gökçe Sultan, 1555’te Yaka Türkmeni’nden Aba Bey ve Özbek Ali Sultan’a karşı yapılan savaşta öldü. Bunların dışında Kandehar valisi Budak Sultan, Kaya Bey, 1551’de Şeki valisi olan Toykun Bey ve onunla çağdaş Bayram Bey, 1560’ta elçilikle İstanbul’a gönderilen yüzbaşı Akçasakal Ali Ağa ve Mirza Ali, Sultan Tahmasb devrinin en tanınmış Kaçar beyleridir. İçlerinden Mirza Ali’nin merkez emîrlerinin en yetkililerinden olduğu kaynaklarda belirtilmektedir.

Safevî Şahı Muhammed Hudâbende zamanında (1578-1587) Osmanlı Devleti ile başlayan savaş Kaçarlar’ı olumsuz etkiledi. Karabağ beylerbeyi olan Kaçar’ın Yiva obasından İmam Kulı Han, Osmanlı kuvvetleri karşısında tutunamayarak oymağının bir kısmı ile Arasbarân’a çekilmek zorunda kaldı. Karabağ’ın Osmanlı idaresine geçmesi üzerine Kaçarlar’ın önemli bir kısmı Safevî Devleti topraklarına göç etti. 1599’da Şah I. Abbas tarafından Esterâbâd valiliğine tayin edilen Ziyadoğlu ailesinden Hüseyin Han döneminde Kaçarlar, Yaka Türkmenleri’nin akınlarını önlemek için Esterâbâd yöresinde yerleştirilmeye başlandı. Şah Abbas devrinde Kaçarlar’dan en itibarlı bey Ziyadoğulları’ndan olmayan Emîrgûne idi. Emîrgûne merkezi Revan olan Sa‘dçukuru eyaletinin fethinde önemli rol oynadı ve oranın beylerbeyiliği kendisine verildi. Emîrgûne Han, Kaçar’ın Akça Koyunlu obasındandı. Günümüzde Fırat nehrinden Ege denizine kadar olan geniş kesimde bu oymağın mensupları yaşamaktadır. Emîrgûne Han cesur ve mâhir bir kumandandı, bu sebeple Şah Abbas ona Saru Arslan lakabını verdi ve 1623’te ölümü üzerine adı geçen eyalete oğlu Tahmasb Kulı’yı tayin etti. 1635’te Revan’ı IV. Murad’a teslim eden, Osmanlı tarihçilerinin Emîrgûneoğlu dedikleri kişi bu Tahmasb Kulı’dır. İstanbul Boğaziçi’ndeki Emirgân semtinin adının -burada oturduğu için- Emîrgûneoğlu’ndan geldiği bilinmektedir.

XVIII. yüzyılda Safevî Devleti’nin dayandığı Türk oymaklarından ancak Afşarlar’la (Avşar) Kaçarlar birliklerini, teşkilât ve kuvvetlerini koruyabildiler. Bu hususun büyük boy kollarının uçlarda yaşamasıyla ilgili olduğu söylenebilir. Aynı asırda Kaçarlar’ın bir kolu eski yurdu olan Gence bölgesinde oturmakta, diğer bir kolu da Esterâbâd yöresinde yaşamaktaydı. Bu sırada Esterâbâd Kaçarları, Aşağı Baş ve Yukarı Baş olmak üzere iki kola ayrılıyordu. Aşağı Baş Koyunlu (Kovanlu), İzzeddinlü, Şam Bayatı, Kara Musalu, Vaşlu ve Ziyadlu obalarından meydana gelmekteydi. Kaçar hânedanı Koyunlu obasından çıktı. Yukarı Baş kolu ise Develi, Sapanlı, Köhneli, Hazinedarlı, Kayaklı ve Kerlü isimli obalardan teşekkül etmekteydi. Bu kolun baş obası Develi idi.

Kaçarlar’ın nüfusu hakkında ancak Kaçar Devleti’nin kurulmasından sonra XIX. yüzyılda bazı Avrupalı seyyahların eserlerinden bilgi edinilmektedir. Bunlardan A. Dupré, XIX. yüzyılın başlarında yazdığı seyahatnâmesinde Kaçarlar’dan 1800’ünün Mâzenderan ve Tahran’da, 5000’inin Merv’de, 500’ünün Revan’da ve Gence’de yaşadığını bildirir. Lady Shell ise aynı yüzyılın ortalarında Kaçarlar’dan 2000 hânenin Mâzenderan’da, 250 hânenin Fars’ta oturduğunu yazar. Safevî Hükümdarı II. Tahmasb, İran’ı Afgan istilâsından kurtarmak için harekete geçtiği sırada (1726) ordusunun başkumandanı Kaçar Devleti’nin kurucusu Ağa Muhammed Şah’ın dedesi Feth Ali Han idi.

BİBLİYOGRAFYA :

TK, TD, nr. 37, vr. 64a-67b; Mîr Yahyâ Kazvînî, Lübbü’t-tevârîḫ (nşr. Seyyid Celâleddîn-i Tahrânî), Tahran 1314 hş., s. 225-226; Gaffarî, Cihânʾârâ (nşr. Müctebâ Mînovî), Tahran 1343 hş., s. 255, 266; Hasan-ı Rûmlû, Aḥsenüt-tevârîḫ: A Chronicle of the Early Safawis (nşr. ve trc. C. N. Seddon), Baroda 1931, I, 59, 66; İskender Bey Münşî, Târîḫ, I-II, bk. İndeks; M. Emîn Gülistâne, Mücmelü’t-tevârîḫ (nşr. Müderris-i Razavî), Tahran 1320 hş., s. 8, 10, 12, 337, 350; Mirza Muhammed Sâdık, Târîḫ-i Gîtîgüşâ (nşr. Saîd-i Nefîsî), Tahran 1317 hş., s. 25, 63, 67, 71, 82, 84, 87, 88, 114, 170, 174, 385, 394; Mirza Halîl Mar‘aşî, Mecmaʿu’t-tevârîḫ (nşr. Abbas İkbâl), Tahran 1328 hş., s. 14, 17, 18, 24, 28; Abdürrezzâk Bîg Dünbülî, Meʾâs̱ir-i Sulṭâniyye (nşr. Gulâm Hüseyin Sadrî-i Efşâr), Tahran 1351 hş., bk. İndeks; Hidâyet, Ravżatü’ṣ-ṣafâ, VIII-IX, tür.yer.; Ahmed Refik [Altınay], Anadolu’da Türk Aşiretleri, İstanbul 1930, s. 149, 152, 171, 187, 188, 208; İbrahim Gökçen, Saruhan’da Yörük ve Türkmenler, İstanbul 1946, s. 95; Türkiye’de Meskûn Yerler Kılavuzu, Ankara 1946 (İçişleri Bakanlığı), s. 565; Muhammed Hâşim, Rüstemü’t-tevârîḫ (nşr. M. Meşîrî), Tahran 1348 hş., bk. İndeks; Ali Rıza Yalman, Cenupta Türkmen Oymakları, Ankara 1977, II, 25, 512; Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri, Boy Teşkilâtı, Destanları, İstanbul 1980, bk. İndeks; a.mlf., Safevi Devletinin Kuruluşu ve Gelişmesinde Anadolu Türklerinin Rolü, Ankara 1992, bk. İndeks; a.mlf., “Ḳādjār”, EI2 (İng.), IV, 387; Cengiz Orhonlu, Osmanlı İmparatorluğunda Aşiretlerin İskânı, İstanbul 1987, s. 69, 70, 112; Yusuf Halaçoğlu, XVIII. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun İskân Siyaseti ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi, Ankara 1988, s. 48, 62, 133, 134.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2016 yılında İstanbul’da basılan (gözden geçirilmiş 2. basım) EK-1. cildinde, 698-699 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER