eş-ŞEKĀİKU’n-NU‘MÂNİYYE

الشقائق النعمانيّة
eş-ŞEKĀİKU’n-NU‘MÂNİYYE
Müellif: ABDÜLKADİR ÖZCAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2010
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 16.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/es-sekaikun-numaniyye
ABDÜLKADİR ÖZCAN, "eş-ŞEKĀİKU’n-NU‘MÂNİYYE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/es-sekaikun-numaniyye (16.12.2019).
Kopyalama metni
Eserin tam adı eş-Şeḳāʾiḳu’n-nuʿmâniyye fî ʿulemâʾi’d-Devleti’l-ʿOs̱mâniyye’dir. Osmanlı literatüründe toplu ulemâ biyografilerinin ilk derlemesi olma özelliği taşımakta olup yazılış sebebi müellifi tarafından bu alanda büyük bir boşluğun bulunmasıyla açıklanır. Taşköprizâde ulemâ menkıbelerine düşkün olduğunu, Arap ve İran âlimlerinin menâkıbı kaleme alındığı halde Osmanlı ulemâsına dair böyle bir eser yazılmadığını belirterek ulemâdan birinin (muhtemelen Zenbillizâde Fudayl Çelebi) ricası üzerine eş-Şeḳāʾiḳ’ı telif ettiğini belirtir. Nu‘mânî lâlelerle ilgili bu adlandırma, seçkin Osmanlı Hanefî ulemâsı ve meşâyihinin biyografisini toplamış olmasına telmihen mezhebin kurucusu Nu‘man b. Sâbit’le yapılmış bağlantıya da işaret eder. Arap edebiyatının tabakat geleneğine göre kaleme alınan eser, daha önce yazılmış birkaç örnek olmakla beraber Osmanlı edebiyatında gerçek anlamda biyografi yazma geleneğini başlatmıştır. Telifinden hemen sonra eserin pek çok istinsahı yapılmış, geçimini her ay bu kitabın istinsahıyla temin edenler olmuştur (Atâî, s. 357). Daha müellifinin sağlığında Türkçe’ye tercümeleri yapılan eser çeşitli ilâveler ve zeyillerle süreklilik kazanarak canlı tutulmuştur. Âşık Çelebi ile başlayan zeyiller silsilesi XX. yüzyıla kadar devam etmiş, böylece bir Şeḳāʾiḳ külliyatı ortaya çıkmıştır. Türkiye’de ve Türkiye dışındaki kütüphanelerde 150 civarında yazma nüshasının bulunması bu rağbetin bir başka göstergesidir.

Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan telif tarihi olan 965 (1558) yılına kadar gelen eserde her padişah dönemi “tabaka” ana başlığı altında ele alınmış, dönemin ulemâsı ve meşâyihi hakkında bilgi verilmiştir. On tabakadan oluşan eserde 371’i âlim, 150’si şeyh olmak üzere toplam 521 kişinin hayatı anlatılmıştır. Sıralamada ölüm tarihleri esas alınmış ve şahısların daha ziyade tedris, kazâ, telif, tâlim terbiye ve irşad faaliyetleri üzerinde durulmuştur. Ulemâ arasında dönemin düşünür ve hekimlerinin de biyografileri verilmiştir. XIII. yüzyılda yaşayan Hacı Bektâş-ı Velî’nin I. Murad devri meşâyihi arasında gösterilmesi, muhtemelen Yeniçeri Ocağı’nın bu padişah zamanında teşkilâtlanmasıyla ilgili menkıbeden dolayıdır. Yine II. Murad döneminde yaşamış olan Kadızâde-i Rûmî, I. Murad devrinde anlatılmıştır. Aynı şekilde Tapduk Emre ve Yûnus Emre gibi şahsiyetlerin biyografilerine Yıldırım Bayezid dönemi mutasavvıfları arasında yer verilmiş, II. Murad devri mutasavvıflarından Hacı Bayrâm-ı Velî ise Yıldırım Bayezid döneminde anlatılmıştır. Müellifin 961’de (1554) gözlerini kaybetmesinden sonra ezberinden yazdırdığı eser 25 Ramazan 965’te (11 Temmuz 1558) tamamlanmış, karşılaştırması aynı yılın 26 Şevvalinde (11 Ağustos) bitirilmiştir. eş-Şeḳāʾiḳu’n-nuʿmâniyye’nin başlıca kaynaklarının kendi müşahede ve izlenimleri, babası ve dedesinden duydukları, bazı resmî tayin listeleri olduğu söylenebilir. Gerek eş-Şeḳāʾiḳ’ı gerekse tercüme ve zeyillerini Âlî Mustafa Efendi, Hoca Sâdeddin Efendi, Selânikî Mustafa, Kâtib Çelebi ve Naîmâ gibi tarihçiler kaynak olarak kullanmıştır.

İbn Hallikân’ın Vefeyâtü’l-aʿyân’ının kenarında el-ʿİḳdü’l-manẓûm adlı zeyliyle birlikte basılan eser (Kahire 1299, 1310) Osman Reşer tarafından notlar ve düzeltmelerle birlikte Almanca’ya çevrilmiştir (İstanbul 1927). Ayrıca el-ʿİḳdü’l-manẓûm ile beraber tekrar basılmış (Beyrut 1975) son olarak Ahmet Subhi Furat tarafından Mecdî Mehmed’in ilâveleri dipnotlarda gösterilerek ilmî neşri yapılmıştır (İstanbul 1985). Eserin minyatürlü yazması (TSMK, Hazine, nr. 1263) Osmanlı Bilginleri adıyla tercüme edilmiştir (trc. Muharrem Tan, İstanbul 2007). Basit bir Arapça ile yazılmış olmasına rağmen herkesin istifadesini kısıtlaması yüzünden eserin birçok tercümesi yapılmış, zeyil ve telhisleri meydana getirilmiştir.

Tercüme ve Zeyilleri. eş-Şeḳāʾiḳu’n-nuʿmâniyye’yi müellifinin izniyle Muhtesibzâde Mehmed Hâkî 967’de (1560) Hadâiku’r-reyhân, birkaç yıl sonra Derviş Ahmed Efendi ed-Devhatü’l-irfâniyye fî ravzati’l-Osmâniyye, Mehmed b. Sinâneddin Menâkıbü’l-ulemâ adıyla Türkçe’ye çevirmiştir. Eseri yine müellifin izniyle tercüme eden bir başka kişi talebesi Âşık Çelebi’dir. Âşık Çelebi tercümesini hocasına takdim edince Taşköprizâde eserini kolay anlaşılır bir Arapça ile yazdığını kastederek, “Molla, biz de Türkî gibi yazmıştık, bîhûde zahmet ihtiyar etmişsiniz” demiştir. Seyyid Mustafa’nın yaptığı çevirinin adı Hadâiku’l-beyân fî tercemeti Şekāikı’n-nu‘mân’dır. İbrâhim b. Amâsî de eş-Şeḳāʾiḳ’ı el-Hadâik adıyla Türkçe’ye çevirmiştir. Eserin en mükemmel çevirisini ise Mecdî yapmıştır (İstanbul 1269, 1989). Aslına sadık kalınarak yapılan ve asıl adı Hadâiku’ş-Şekāik olan bu çeviri daha ziyade Tercüme-i Şekāik ismiyle tanınmış ve aslı kadar şöhret kazanmıştır. Mütercimin ifadesine göre Hadâiku’ş-Şekāik Taşköprizâde’nin eserine dayalı yeni bir eser kabul edilmelidir. eş-Şeḳāʾiḳ’ın mütercimleri bilinmeyen başka çevirileri de vardır.

eş-Şeḳāʾiḳ’ın bazı mütercimleri ilâveler yaparak eseri kendi zamanlarına kadar getirmişlerdir. Âşık Çelebi, yaptığı tercümeye 1568’de Tetimmetü’ş-Şeḳāʾiḳı’n-nuʿmâniyye adıyla Arapça bir zeyil yazmıştır. Eser Atâî tarafından kaynak olarak kullanılmıştır. Manık veya Hısım sıfatlarıyla anılan Ali Çelebi’nin Arapça zeyli el-ʿİḳdü’l-manẓûm fî ẕikri efâḍılı’r-Rûm adlı eseri 1583 yılına kadar gelir (Mısır 1299, 1310, s. 333-520). Bunun Osman Reşer tarafından yapılan Almanca tercümesi 1310 baskısına ve Veliyyüddin Efendi nüshasına dayanır (Stuttgart 1934; Beyrut 1975). İbrâhim b. Amâsî el-ʿİḳdü’l-manẓûm’u da Türkçe’ye çevirmiştir. Bir başka zeyil İştipli Hüseyin Efendi (ö. 993/1585) tarafından hazırlanmıştır. Lutfibeyzâde Mehmed Efendi (ö. 995/1587) eş-Şeḳāʾiḳ’ı önce alfabetik düzene sokmuş, ardından bazı ilâvelerde bulunmuş, fakat eserini tamamlayamamıştır. Saçlı Emîrzâde (Yılancık) Abdülkadir (ö. 1000/1592), Fenârîzâde Mahmud Çelebi (ö. 1007/1599) ve Seyrekzâde Emrullah Mehmed’in (ö. 1008/1599) zeyil ve ilâveleri de Atâî’nin kaynaklarındandır. Karaca Ahmed el-Hamîdî’nin de (ö. 1615) bir zeyli vardır. eş-Şeḳāʾiḳ zeyillerinin en mükemmeli ve meşhuru Nev‘îzâde Atâî’nin (ö. 1045/1635) Hadâiku’l-hakāik fî tekmileti’ş-Şekāik adlı kitabıdır. Fakat Atâî, zeylini doğrudan eş-Şeḳāʾiḳ’a değil Mecdî’nin Hadâiku’ş-Şekāik adlı tercümesine yapmıştır. Atâî zeyline Zeyl-i Şekāik adıyla Uşşâkīzâde İbrâhim (ö. 1724), Vekāyiu’l-fuzalâ ismiyle Şeyhî Mehmed (ö. 1732) ve Tekmiletü’ş-Şekāik adıyla Fındıklılı İsmet (ö. 1904) tarafından yapılan müteselsil zeyiller hep eş-Şeḳāʾiḳ zeyli olarak anılmıştır. Amasyalı Âkifzâde Abdürrahim Efendi’nin (ö. 1817) Kitâbü’l-Mecmûʿ fi’l-meşhûd ve’l-mesmûʿ adlı eseri ise (Millet Ktp., Ali Emîrî Efendi, Arapça, nr. 2527), klasik zeyillerden olmasa da 1737-1806 yılları arasında yaşamış ulemâ ve meşâyihten söz etmesi ve İsmet Efendi’nin bazı boşluklarını doldurması bakımından eş-Şeḳāʾiḳ zeyli kabul edilebilir. Mecdî tercümesi ve buna yapılan zeyillerden Atâî, Şeyhî ve İsmet Efendi’nin eserleri Abdülkadir Özcan tarafından eklenen takdim, giriş ve indekslerle birlikte Şekāik-ı Nu‘mâniye ve Zeyilleri adı altında tıpkıbasım halinde yayımlanmıştır (I-V, İstanbul 1989). eş-Şeḳāʾiḳu’n-nuʿmâniyye’nin telhis ve ihtisar edilmiş şekilleri de vardır. Bunlardan Mektûbîzâde Abdülaziz Efendi (ö. 1862), eş-Şeḳāʾiḳ’ı Türkçe’ye çevirip kısaltırken Atâî zeylini de III. Murad devri ortalarına kadar özetlemiştir. Ayrıca müellifleri bilinmeyen Müntehabât-ı Şekāik-ı Nu‘mâniye ve Müntehabât-ı Zeyl-i Atâî isimli telhisler de bulunmaktadır.

BİBLİYOGRAFYA
Mecdî, Şekāik Tercümesi, s. 524-526, ayrıca bk. tür.yer.; Atâî, Zeyl-i Şekāik, s. 8-11, 162, 163, 280, 284, 320, 352, 357, 433, 574; Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1057-1058; Osmanlı Müellifleri, III, 17, 74, 95, 109, 360; TCYK, s. 662-666, 682-687, 753; Hediyyetü’l-ʿârifîn, I, 37-38, ayrıca bk. tür.yer.; Karatay, Arapça Yazmalar, III, 579; a.mlf., Türkçe Yazmalar, I, 386-391; Agâh Sırrı Levend, Türk Edebiyatı Tarihi, Ankara 1973, s. 353-364; Babinger (Üçok), s. 94-97; Abdülkadir Özcan, “eş-Şakâiku’n-Nu‘mâniye ve Osmanlı Biyografyacılığındaki Yeri”, Taşköprü’den İstanbul’a Osmanlı Bilim Tarihinde Taşköprülüzâdeler (haz. Celil Güngör), Taşköprü 2006, s. 99-107; a.mlf., “İsmet Efendi, Fındıklılı”, DİA, XXIII, 139-140; a.mlf., “Mecdî, Mehmed”, a.e., XXVIII, 228-229; Zahir Güvem, “Hadâiku’l-hakâik fî tekmileti’ş-Şakâik”, YT, VI/66 (1938), s. 214-219; a.mlf., “Hadâiku’l-hakâik fî tekmileti’ş-Şakâik’ın İstanbul Kütüphanelerindeki Yazma Nüshaları”, Yeni Türk Yurdu, VI, İstanbul 1939, s. 75-76; Behcet Gönül, “İstanbul Kütüphânelerinde al-Şakâik al-Nu‘mâniya Tercüme ve Zeyilleri”, TM, VII-VIII/11 (1945), s. 136-168; Cahid Baltacı, “Hadâiku’ş-Şakâik ve Hadâiku’l-Hakâik’te Bulunmayan Ulema Hakkında Notlar”, İslâm Medeniyeti Mecmuası, IV/2, İstanbul 1972, s. 54-65; Zülfikar Güngör, “Önemli Bir Biyografik Eser: eş-Şakaiku’n-Nu‘mâniyye”, Diyanet İlmî Dergi, XXXIII/1, Ankara 1997, s. 107-120; M. Münir Aktepe, “Taşköprizâde”, İA, XII/1, s. 43-44.

Abdülkadir Özcan
Bu madde ilk olarak 2010 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 38. cildinde, 485-486 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.